Akaryakıt dolum tesisleri için eğitim ve denetim çağrısı!

17 Mayıs 2026 Pazar 18:02

Akaryakıt dolum tesisleri ile kuşatılan ve adeta yaşam alanı bırakılmayan Mersin’in Akdeniz ilçesinde ki petro kimya tesislerinin risklerine karşı beklenen hamle Kimya Mühendisleri Odası’ndan geldi!

Mersin’in merkez Akdeniz ilçesi petro kimya tesislerinin üssü haline gelirken, güvenlik endişeleri günden güne artıyor!

Kent merkezinde kalmasına rağmen kapasite artışları ile büyüyen petro kimya tesislerinin; insan sağlığı, çevre ve deniz eko sistemine zarar ve tahribatları yıllardır eleştirilirken son olarak yangınlar ile ortaya çıkan tehlike gözleri bir ez daha şehrin dışına taşınması istene tesislere çevirdi.

Akaryakıt dolum tesisleri ile kuşatılan Kazanlı yeni tesis istemezken, benzin ve yanıcı madde depolarının; yangın, insan sağlığı ve tarımsal üretim açısında yarattığı büyük risk nedeniyle şehir dışına taşınması isteniyor.

 

AVES’TEKİ YANGIN GÜÇLÜKLE SÖNDÜRÜLDÜ

Son olarak etçiğimiz günlerde Kazanlı’da bulunan Aves Dış Ticaret Şirketine ait akaryakıt dolum tesisinin yakıt tankında çıkan yangın yürekleri ağızlara getirdi.

Mersin ve çevre illerden Emniyet, AFAD, Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekiplerinin onlarca araç, tanker ve TOMA desteğiyle güçlükle söndürdüğü yangında, patlamanın şiddetiyle yüksekten düşen işçi Süleyman Güner, hayatını kaybederken, 2 işçi de yaralandı. 

 

“YERLEŞİM ALANLARINA YAKIN BU TÜR TESİSLER CİDDİ RİSKLER TAŞIYOR”

Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şube Yönetim Kurulu Üyesi ve Mersin İl Temsilcisi Emre Üresin, olaya dair gazetemize yaptığı açıklamada, çok yönlü bakış açısı ile önemli noktalara dikkat çekti.

Mersin’deki akaryakıt depolama tesisinde yaşanan patlama ve yangın olayı, bu tür tesislerin yerleşim alanlarına yakın olmasının ne kadar ciddi riskler taşıdığını yeniden gündeme getirdiğini dile getiren üresin, “Olayda bir işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı. Hayatına kaybeden işçimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ise sabır, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz.

 

“FELAKETE DÖNEBİLECEK YANGIN, İNSAN ÜSTÜ BİR ÇABAYLA DOMİNO ETKİSİ OLUŞMADAN ÖNLENDİ”

Çok sayıda ekip uzun süre müdahale etti ve çevredeki diğer tanklara sıçrama riski oluştu. Çok büyük sonuçları olabilecek ve felakete dönebilecek bir patlama ve yangın ekiplerimin özverili müdahalesi, yoğun ve insan üstü bir çabayla diğer tanklara sıçramadan ve bir domino etkisi oluşmadan önlenmiş oldu. Tedbirlerin çok üst düzey olarak uygulandığı bu nitelikte ki bir tesiste yaşanan bu kaza aslında ne kadar büyük bir tehlikenin içinde olduğumuzu bize bir kere daha göstermiş oldu” dedi.

 

KAZANLI VE KARADUVAR’DAKİ AKARYAKIT TESİSLERİNİN RİSKLERİ SAYMAKLA BİTMİYOR

Dünyada birçok büyük kentte benzer bir sorun olduğunu ifade eden Emre Üresin, şehir büyüdükçe eskiden şehir dışında kalan rafineri ve depolama alanlarının zamanla konutların çok yakınında kaldığını aktardı. “Mersin’de buna ek olarak tesis yapımı için zamanında tercih edilen bölgeler ki başta Kazanlı ve Karaduvar olmak üzere zaten bölge halkının yaşam alanıdır” diyen Üresin, “Bu tip tesislerin şehirleşmenin içine veya hemen yanına kalmasının başlıca tehlikeleri şunlardır: Büyük çaplı yangın ve zincirleme patlama riski. Özellikle benzin gibi düşük parlama noktasına sahip ürünlerde bir tankın etkilenmesi, komşu tankların da ısınarak devreye girmesine neden olabilir. Buna ‘domino etkisi& denir.

 

BEYRUT’TAKİ PATLAMAYI HATIRLA MERSİN!

Isı dalgası ve basınç etkisi; Patlama sırasında oluşan basınç dalgası çevredeki binaların camlarını kırabilir, yapısal hasar verebilir. Çok yüksek sıcaklık ise yüzlerce metre çevrede ciddi tehdit oluşturabilir. Bu herkesin hafızalarında olan 2020 yılında yaşanan Beyrut Limanı patlamasıdır. Denetimsiz bir şekilde depolanmış olan amanyum nitrat gübresi bir yangının tetiklemesi sonucu patlamış ve yakın çevresinde ki yaşam alanlarında çok ciddi hasar oluşturmuştur.

 

ZEHİR SOLUYABİLİRİZ!

Zehirli gaz ve hava kirliliği;  Yanma sırasında karbon monoksit, kükürt bileşikleri, VOC’ler ve toksik partiküller havaya yayılırlar. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve solunum hastaları için ciddi risk oluşturur.

 

TAHLİYE VE PANİK RİSKİ, CAN VE MAL KAYBINA NEDE OLABİLİR!

Tahliye ve panik riski: Yerleşim alanına yakın tesislerde yangın anında binlerce insanın tahliye edilmesi gerekebilir. Trafik, panik ve koordinasyon sağlanması zorlu bir süreçtir. Bu süreçte can ve mal kaybı olasılığının da oluşma riski söz konusudur.

 

BALIKÇILIK, TURİZM, EKOSİSTEM TEHLİKEDE!

Deniz ve çevre kirliliği; Mersin gibi liman bölgelerinde olası sızıntılar denize karışabilir. Bir sızıntı olması ve denize karışması özellikle balıkçılık faaliyetlerinin yaygın olduğu Kazanlı ve Karaduvar çevresinde balıkçılık üstüne ayrıca turizm ve ekosistem üzerinde uzun vadeli zarar yaratabilir.

 

ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE OLUMSUZ ETKİLER DİKKATE ALINMALI

Ayrıca bu tarz depolama tesislerinin oluşturduğu sürekli düşük seviyeli riskler de mevcuttur. Büyük bir kaza yaşanmasa bile bu tesislerde sürekli olarak bazı riskler de mevcuttur. Başlıca riskler; yakıt buharı, koku, tanker trafiği, gürültü ve küçük sızıntılar gibi etkiler oluşabilir. Bunlar da çevre ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olacaktır” diye konuştu.

 

RAFİNERİ VE DEPOLAMA ALANLARININ YER SEÇİMİ YANLIŞ!

Sorunun çözümüne yönelik de önemli açıklamalar yapan Kimya Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Emre Üresin, “Şehir büyüdükçe eskiden şehir dışında kalan rafineri ve depolama alanları zamanla konutların arasında kaldığını belirtmiştik. Hatta Mersin özelinde mevcut bölgelerin bölge halkının yaşam alanı olduğu ve yer seçiminin aslında en baştan hatalı yapıldığını söylemek yanlış olmaz.

 

BU TESİSLER İTAŞIMAK MÜMKÜN MÜ?

Peki bu tesisleri taşımak mümkün mü? Teknik olarak evet, fakat çok zor ve çok maliyetlidir. Çünkü bir petrol depolama tesisi yalnızca tanklardan oluşmaz. Tanklar bu işin belki de sadece görünen kısmı desek daha doğru olur. Bir petrol depolama tesisi; liman bağlantıları, boru hatları, dolum terminalleri, enerji altyapısı, yangın sistemleri, kara ve deniz lojistiği bir bütün halinde çalışır.

Bu nedenle tamamen taşımak: milyarlarca liralık yatırım, yıllar süren planlama, yeni çevresel izinler, yeni liman ve boru hattı altyapısı gerektirir.

 

“TESİSLERİ TAŞIMAK MÜMKÜN DEĞİL AMA BU ÖNLEMLER ALINABİLİR”

Mevcut durumu kentimiz için düşünüp içinde bulunduğumuz coğrafyanın özellikleri ve ülke ve dünya ekonomisi gerçeklerini göz önüne aldığımızda teknik olarak ‘Evet’ dediğimiz sorunun cevabının aslında hayır olduğunu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.

Bu yüzden dünyada genellikle şu yöntem tercih edilir: Yerleşim tampon bölgesi oluşturmak sağlanabilir. Bu sayede tesis ile konut arasında boş güvenlik kuşağı bırakılır.

Şehirleşmeyi sınırlandırmak; Tesis çevresine yeni konut izni verilmez.

Daha tehlikeli ürünleri taşımak; Benzin gibi yüksek riskli depolar başka bölgelere kaydırılır.

En öncelikle ve önemli olan ise güvenlik sistemlerini yükseltmek; otomatik köpük sistemleri, ısı sensörleri, uzaktan kapatma, patlama duvarları, gelişmiş soğutma sistemleri zorunlu hale getirilir.

Kademeli dönüşüm yapmak; Tesis bir anda değil, 20–30 yıllık süreçte gerçekçi bir planlama ile daha uygun endüstriyel alanlara taşınır.

 

“MERSİN İÇİN ‘ENDÜSTRİYEL RİSK HARİTALARI’ VE ACİL TAHLİYE PLANLARI ARTIK KRİTİK BİR İHTİYAÇ OLARAK GÖRÜLÜYOR”

Mersin özelinde ise liman bağlantısı nedeniyle bu tesislerin tamamen uzak bir bölgeye taşınması lojistik açıdan zor olabilir. Ancak şehir büyüdükçe güvenlik mesafelerinin yeniden değerlendirilmesi ve yeni yerleşim planlarının buna göre yapılması oldukça önemli hale geliyor. Özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde ‘endüstriyel risk haritaları’ ve acil tahliye planları artık kritik bir ihtiyaç olarak görülüyor” diye konuştu.

 

ELLEÇLENEN TEHLİKELİ KİMYASAL MADDELERİN ORANI ARTIYOR

Son yaşanan patlama olayı üzerinden genel bir çerçeveden de bakan Emre Üresin, gelişen bilim ve sanayi ile üretilen ve / veya elleçlenen tehlikeli kimyasal maddelerin oranının arttığını belirtti.

Bununla orantılı olarak lojistik tesisleri, depolama alanları ve dağıtım merkezlerinin sayısının da artış gösterdiğini bildiren Üresin, “Buna bağlı olarak tesislerdeki tehlikeli kimyasal maddelerin elleçleme kapasitesi ve envanteri de artmıştır. Teknolojik riskler yeterli ve etkin önlemler alınmadan yapılan üretimler nedeniyle veya doğal afetler sonrasında ortaya çıkmaktadır. Sanayi ile iç içe yerleşim ile yakın çevreyi hatta coğrafi etkiler nedeniyle uzak çevreyi etkilemektedir.

 

“YAŞADIĞIMIZ ÇEVREDE VE ÇALIŞTIĞIMIZ İŞYERLERİNDE KİMYASALLARIN TEHLİKELERİNİ BİLMEK ANAYASAL HAKTIR”

Dünyada ve ülkemizde kimyasal maddeler nedeniyle artan ‘Büyük Endüstriyel Kazalar ve Yangınlar’ın sayısı artmıştır. Yangın, patlama gibi olaylar;  kimyasal Maddelerin depolandığı,  taşındığı ve üretildiği ortamlarda ortaya çıkan risklerdir. Sanayi kazaları ve sonuçları önceden bilinmez.

Her ülke; tüketiciyi, çalışanları ve çevreyi korumak için yasa, tüzük, yönetmelikler ve standartlar gibi dokümanlar hazırlar ve yayınlar. Bu düzenlemelerin etkili ve yararlı olması için ‘Devlet- Sanayi – Tüketici’ arasında koordinasyon, işbirliği ve iletişim gereklidir. Yaşadığımız çevrede ve çalıştığımız işyerlerinde kimyasalların tehlikelerini bilmek Anayasal haktır.

Endüstriyel  ‘Yangın Kaza Raporları’ incelendiğinde bu yangınların yaklaşık yüzde 15’nin depolama ve üretimin aynı alanda yapıldığı tesislerde gerçekleştiği görülmektedir.

Tüm depolama alanları için etkin ve sağlıklı bir yangın önleme ve depo yönetimi gereklidir. Bu maddelerle çalışmanın temel yolu bu maddelerin etkilerini bilerek gerekli güvenli çalışma ortamlarını sağlamaktadır.

 

“DENETİMLER VE DEPO YÖNETİMİ, YANGIN VE PATLAMA GÜVENLİĞİ ÖNEMLİ”

Kentimiz sanayi faaliyetlerinin yoğun olarak bulunduğu ve hızla artan sanayi tesisleri ve OSB yatırımları ile de sanayi alanında da çok hızlı gelişim göstermektedir.

Organize Sanayi Bölgeleri’nde üretim için kullanılan parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı kimyasal maddelerin riskleri ile ilgili gerekli önlemlerin yeterli şekilde alınmadığı belirtilmektedir. Tüm iş yerlerinde depo denetimleri ve depo yönetimi başta yangın ve patlama güvenliği olmak üzere çok önem arz etmektedir.

 

VALİLİĞE ÇAĞRI: “EĞİTİM VERELİM, DENETİM YAPALIM”

Buradan Mersin Valiliği’ne ve Sayın Valimize bir çağrı yapmak istiyorum; TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Anayasanın 135.  Maddesi kapsamında kurulan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Sizin başta OSB’ler olmak üzere vereceğiniz bir talimatla alanında uzman eğitmen ve mühendislerimiz iş yerlerinde gerekli eğitimleri düzenlesin ve depo denetimlerini gerçekleştirsin. Depoların periyodik kontrolü için tüm OSB’lerimiz ile işbirliği yapmaya hazırız.

 

“ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ İLE İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ”

Organize Sanayi Bölgeleri ile TMMOB Kimya Mühendisleri Odası arasında bir protokol düzenlenerek söz konusu işyerlerinde kimyasal maddelerin depolanması ve kullanılması konusunda teknik destek alınmasını önemlidir. Faaliyet gösteren işletmelerin depo denetimleri, çalışan eğitimleri, periyodik kontrolleri odamız tarafından yapılarak bu riskler en aza indirilebilir. Başta işçi ve halk sağlığı olmak üzere çevrenin korunması, iş sağlığı, güvenliği ve sanayi faaliyetlerimizin devam etmesi, kentimizin ekonomisi için bu konu kentimizde en acil olarak uygulanması gereken konuların başında gelmektedir. Gerekirse Sayın Valimizi ve OSB yöneticilerimizi bilgilendirmek için bir araya gelerek konunun önemini anlatmaya hazır olduğumuzu bir kere daha hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.